İnceleme: Hellblade: Senua’s Sacrifice

tarafından
37
İnceleme: Hellblade: Senua’s Sacrifice

Giriş

Ninja Theory’nin şaheseri olarak adlandırılabilecek bir oyun, Hellblade: Senua’s Sacrifice! Oyunu bir yandan yaparken bir yandan da bize neyi neden yaptıkları hakkında bilgi vermekten çekinmedi yapımcılar. Aynı zamanda yaptıkları oyunu 30 dolar gibi bir fiyata piyasaya sürüp ki Türkiye’de 49TL, sadece dijital market sürümünü yayınladılar. Kısacası yapımcı şirket, Hellblade: Senua’s Sacrifice‘ı herkesin oynaması için yaptı, gerek uygun fiyatı gerek orijinal yapımı ile oyun gerçekten harika. Oyunun içeriği her ne kadar bir çok farklı başlıktan esinlenerek yapılmış olsa da, oyunu oynarken size verdiği hissiyat doğrusu bambaşka.

Senua’nın Hikayesi

Oyunun hikayesi ile başlayacak olursak, İskandinavya’da yolculuk yapan Celtic bir savaşçı bayanı oynuyoruz. Yolculuk yapma nedenimiz ize Tanrıça Hela’ya sevgilimizin hayatı için yalvarmak! Neden sevgilimize bu kadar bağlı olduğumuzun cevabı ise Cehenneme yaptığımız yolculukla birlikte aydınlığa kavuşuyor. Kısaca oyun, aşkı için yollara düşmüş bir savaşçının hikayesi. Her ne kadar yaptığımız yolculuk ve tanrılar bize God of War‘ı biraz da olsa çağırıştırıyor olsa da işin içinde aşk olması, mekanikler ve bulmacalar hikayeyi tamimiyle farklı bir yöne çekiyor. Oyunda çoğunlukla tek başımıza yolculuk yapıyor olsak da kafamızın içinde sürekli bize fısıldayan sesler bulunuyor. Sesler bize oyunu öğretmenin yanı sıra oyun içerisindeki bulmacaları çözmemiz içinde ip uçları veriyor. Seslerin dışında sık sık karşılaşacağımız hayaletler ve hatıralar bizi amacımıza ya yaklaştırıyor ya da uzaklaştırıyor. Oyunun oynanışı ile hikaye, çok güzel harmanlanmış. Nitekim Cehennemede aşağılara indikçe psikolojimiz daha çok bozuluyor ve daha çok tırlatmaya yaklaşıyoruz. Oyunun hikayesi gerçekten sürükleyici, en sevdiğiniz kitabı okuyormuş gibi hissediyorsunuz!

Aslında Hellblade‘i oynarken aklınıza Dark Souls, Uncharted ve The Witness‘in gelmesi kaçınılmaz. Mesela Dark Souls‘dan yapımcıların etkilendiği çok aşikar nitekim genel olarak oyuna hakim gotik ve kapalı bir hava var. Bunların sıra oyun, karşınıza çıkan düşmanları öldüre öldüre ilerlemenizi gerektiren bir yapıda. Bize Uncharted havası veren ise oyunun grafik ve seviye yapısı; Hellblade‘de çoğunlukla dek düze bir çizgide ilerliyoruz. The Witness‘a benzer tarafı ise oyuna eklenmiş bulmacaların, oyun dünyası ile bütünleşmiş olması.

“En zor savaşlar, zihninizde gerçekleşen savaşlardır”

Oyunun en ilgi çekici noktalarından biri ise kuşkusuz ki “tamamıyla ölüm” özelliği. Bilmeyenler için anlatalım, Senua doğduğunda içinde bir çürüme ile doğuyor ve bu çürüme, Senua cehenneme ilerledikçe kendini tekrar tekrar gösteriyor. Senua olarak her ölümüzde, kolumuzun bir kısmı çürüyor ve eğer bu çürüme tüm vücudumuzu kaplayıp kafamıza ulaştığında oyunda tamamıyla ölüyoruz. Sadece bununla kalmadı, önceden yaptığınız kayıt dosyaları da tamamıyla ölmemizle birlikte siliniyor. Kısaca oyuna tekrar başlamamız gerekiyor. Tamamıyla ölme olayı bir çok tartışmaya neden olmuş olsa da bence amaçladığı şey çok açık: oyunu acele etmeden, bulmacaları yavaş yavaş çözmemizi istiyor yapımcı. Tabii oyun boyunca her öldüğümüzde çürümemizin artacağını bilmemiz bize psikolojik bir baskı oluşturuyor, ama bu endişe kesinlikle oyunu oynamamıza engel olmuyor. Kendine fazla güvenmeyenler, oyunu oynarken kolay modu seçebilir ve oyunu hikayesi ile bulmacaları için bitirebilirler.

Oyun her ne kadar Dark Souls’a benzese de inanın o kadar zor değil, yapımcılar tamamıyla ölme özelliğini düşünüp oyunu kolaylaştırmışlar. Mesela gireceğimiz savaşlar bazı özel yerlerde karşımıza çıkıyor, Senua otomatik olarak kılıcını çıkarıyor ve düşmana odaklanıyor. Yani sürpriz bir saldırı ile karşılaşma olasılığınız yok çünkü Senua düşmanları başarılı bir şekilde hissedebiliyor. Dövüş mekanikleri ise oldukça basit tutulmuş, örneğin bir saldırıdan kaçınmak istiyorsanız tek bir tuş ile kaçına biliyorsunuz. Oyunun sonlarına doğru üstünüze gelen ve bitmeyen bir düşman ordusu sizi bekliyor olacak. Tabi oyuna hakim dövüş dinamikleri basit tutuldukça, ister istemez bir yerden sonra kendini tekrarlamaya başlıyor sahneler. Belki de dövüş/savaş sahnelerinin tek can sıkıcı noktası olabilir bu. Yine de savaş süresince adrenalinin hiç eksik olmadığını belirtelim. Bir yandan da kafanızdaki sesler size “Hadi! Bitmek üzere, yapabilirsin!” derken, gaza gelmemeniz imkansız. Oyunun bulmacamsı yapısı ile dövüş mekanikleri o kadar dengeli bir şekilde ayarlanmış ki, gerçekten eğleniyorsunuz.

Eğlenceli bulmacalara merhaba diyin

Bulmacalardan bahsetmişken, oyunun bir diğer kısmını ise bulmacalar oluşturuyor. Her bölge kendine özel bulmaca mekanikleri ve ona özel anlatım ile geliyor. Mesela Valravn’in peşinden koşarken ki kendisi illüzyonların tanrısı, karşılaştığınız bulmacaların da illüzyonlarla ilgili olması kaçınılmaz oluyor. Kısaca oyun ne Dark Souls kadar zor, nede Witness kadar uğraştırıcı. Hepsinin harmanlanması ile bize oynanabilir, eğlenceli ve güzel bir oyun sunmuş yapımcılar. Bulmacaları çözmek için ekranınız başında saatlerce oturmanıza gerek olmasa da biraz kafa yormanız gerekiyor. Belki de bulmaca olayının tek kötü tarafı bir yerden sonra kendini tekrar etmesi olabilir, ama oyunun oynanışını bozacak cinsten bir sorun olarak çıkmıyor karşımıza. Özellikle kulağınıza fısıldayan seslere dikkat edin çünkü size bulmacalar konusunda ip uçları veriyorlar.

Korku hiç bu kadar güzel olmamıştı

Grafiksel açıdan konuşacak olursak, oyun gerçekten de bir harika. Belki de konsol üzerinden oynanabilen en güzel görünümlü oyunlardan biri. Ninja Theory oyunun görsellerini bize ilk gösterdiğinde büyülenmiştik ama daha sonra bir çok oyundan karşılaştığımız kötü anılar “Acaba oyunun gerçek grafikleri nasıl?” sorusunu bize sordurdu ister istemez. Fakat Hellblade: Senua’s Sacrifice, görsellerindeki kadar etkileyici bir halde çıktı karşımıza.

Oyunu oynarken kulaklıkla oynamanızı öneririz, nitekim çevreden gelen sesler olsun ya da kafamızın içinde bizi rahat bırakmayan fısıltılar olsun duyulmaya değer. Eğer oyunu PS4 üzerinden oynamayı düşünüyorsanız, oyun içerisinde geliştirilmiş grafik modu bulunmakta. Yani kare hızını yada çözünürlüğü arttırmanız mümkün. Kaliteyi seven oyuncular, hem hikayesel olarak hemde grafiksel olarak mutlu olacaklar.

Hellblade kesinlikle oynamaya değer bir oyun

Yeterince oyun hakkında konuştuğumuzu düşünüyorum. Aslında ne kadar çok konuşursak o kadar kötü çünkü oyunu ne kadar az biliyorsanız o kadar eğleniyorsunuz. Ninja Theory gerçekten orijinal bir şaheser yaratmayı başarmış. Daha da ileri gidecek olursak eğer yıl içerisinde Zelda ya da Horizon: Zero Dawn gibi oyunları oynamamış olsaydık, bu oyun kesinlikle benim için yılın en iyi oyunu olurdu. Eğer video oyunlarını bir sanat olarak kabul edecek olursak, Hellblade: Senua’s Sacrifice kesinlikle başarılı bir sanat örneği.

Bir önceki yazımız olan İnceleme: Absolver başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.