Doom Eternal İnceleme!

tarafından
42
Doom Eternal İnceleme!

Doom… FPS türü için bir mihenk taşı ve bu türün bugün hala devam eden popülerliğini borçlu olduğu marka. Doom 3 ile yayınladığı dönemin daha yavaş ve metodik oynanış mekaniklerini kullanan (yani Half-Life gibi olmak isteyen) id Software, fanların bir kısmını hayal kırıklığına uğratmıştı ancak 2016 yılında Doom’a dönüşleri ile eski oyunların klasik formülünü olağanüstü bir şekilde güncelleyip herkesi geri kazanmayı başardılar. Hızlıydı, vahşiydi, klasik Doom gibi “Heavy Metal”di. Ve dört yıl sonra Doom Eternal ile id Software, herşeyin daha büyük, daha vahşi ve daha hızlı olduğu bir oyun vaad ediyor. Bana da bu vaadlerin gerçekliğini bu Doom Eternal inceleme ile doğrulamak kalıyor.

İlk olarak oyunu hangi platformda oynadığımı belirteyim. Oyunu Xbox One X’de oynadım ve grafik,optimizasyon ile alakalı bütün düşüncelerim bu platformdaki deneyimim üzerine kurulu. Fakat elinizdeki platformun oyunu ne şekilde çalıştırdığını detaylı bir şekilde görmek adına Digital Foundry’nin Doom Eternal teknik inceleme videosuna göz atabilirsiniz. Platform işini de aradan çıkarttığımıza göre incelemeye geçebiliriz.

Doom Eternal inceleme:

…Ve grafiklerinin güzelliğini görenler ona şu ismi verdi, idTech 7

Pek çok oyunun konsollarda daha iyi grafikler sunmak adına 30 kare saniyeyi tercih ettiği bir dönemde Doom hem muhteşem grafikleri hem de neredeyse stabil 60 kare saniye oynanışı ile akıl almıştı. Doom Eternal’da da durum çok farklı değil. Hatta çok daha iyi. Optimizasyon için nasıl bir kara büyü kullandıklarını bilmiyorum ama oyun Doom 2016’dan hem daha iyi görünüyor hem de çok daha stabil çalışıyor. Dokuların kalitesi, partikül efektleri, ışıklandırma ve gölge kalitesi Doom’un çok daha ilerisinde. Doom Eternal’ı oynarken, Doom’da yapmadığım bir şeyi yapıp sakin sahnelerde çevreme baktım, zaman zaman fotoğraf modunu açıp mekanları inceledim, ekran görüntüleri aldım.

Oyun sadece grafiklerin teknik kalitesinde ileriye gitmemiş, bölüm tasarımları ve sanat yönetimi de Doom’un çok ilerisinde. Doom genelde dar, karanlık, klostrofobik alanlarda geçiyordu, Doom Eternal ise sizi muhteşem bir sanat yönetimi ile hazırlanmış geniş haritalar sunuyor. Bu da farklı dünya tasarımları ve doğal olarak çok farklı doku ve mekan tasarımları anlamına geliyor. Doom 2016 eski idTech motorundan kalan “Mega Textures” adlı bir teknoloji kullanıyordu ve bu teknoloji genel anlamda dokuların yüklenmesi işini hafifletse de dokularda kalite kaybına sebep oluyordu ve çok çeşitli dokuların kullanmasını zorlaştırıyordu. idTech 7, “Mega Textures”dan tamamen kurtulmuş durumda ve bu sayede daha yüksek kaliteye ve çeşitliliğe sahip dokular kullanabiliyor. Oyunu oynadığım Xbox One X, birkaç sahne dışında, 60 kare saniyenin altına hiç düşmedi diyebilirim. Oyunun grafik yetenekleri bu kadar artmışken, performansından hiçbir şey kaybetmemiş olması gerçekten muhteşem ve idTech’in gücünü göstermek adına ciddi bir başarı.

Doom Eternal inceleme: …Rip and Tear

Doom 2016, klasik oyunların formülünü mükemmel bir şekilde modernize etmişti ve muhteşem bir deneyim sunuyordu. Çocukluğundan beri Doom oynayan, şu an bile hala modlar ve hayran yapımı bölümler ile Doom oynamaya devam eden biri olarak inanılmaz keyifli zaman geçirmiştim kendisiyle. Hatta o zaman için “Doom bundan daha iyi olmamıştı, sanırım buradan ileriye gidemezler” dediğimi hatırlıyorum. Fakat Doom Eternal nasıl olduysa Doom’un üzerine yeni bir şeyler koymayı başarmış. Fakat ne yazık ki getirdiği yeniliklerin bir kısmı oyuna katkıdan çok zarar veriyor.

Yenilikler!

Öncelikle oyun deneyimini arttıran yeniliklere bakalım. İlk olarak Doom 2016’da da var olan, ama çok nadiren ihtiyaç duyulan mekaniklerin bir kısmı oyunun olmazsa olmazı haline getirilmiş. Bunlardan en önemlisi “Elektrikli Testere.” Doom 2016’da bulduğumuz benzinler ile testereyi kullanabiliyorduk ve testere ile öldürdüğümüz düşmanlar bize ciddi miktarda cephane sağlıyordu. Fakat Doom 2016’da bulunduğumuz haritalar cephane konusunda oldukça bonkör olduğundan bu mekanik çok nadiren kullanılmak zorunda kalıyordu. Üstüne benzin de çok nadiren bulunuyordu. Bu mekanik artık cooldown’a sahip bir yetenek haline gelmiş. Haritalarda bulacağınız cephane ciddi şekilde azaltılmış ve tepenize çöken düşmanlarla savaşmaya yetecek kadar cephane kazanmanın tek yolu testereyi kullanmak. Ve bu sebepten dolayı testere artık tamamen benzin kullanarak çalışmıyor. Giriş seviyesi düşmanları yok etmek için tek ihtiyacınız olan testerenin cooldown süresini tamamlamış olması. Fakat üst seviye düşmanlar için hala benzin toplamanız ve kullanmanız gerekiyor.

Açıkçası bu mekaniği oldukça beğendim, hem oyunun zorluğunu bir miktar daha arttırmış hem de çatışmaların cephane aramak adına yavaşlaması sorununu çözmüş. Cephaneniz bittiğinde açın testereyi, küçük bir düşmanı kesin ve kaldığınız yerden devam edin.

Glory Kill!

Bir diğer değişen mekanik ise yumruğunuz. İlk oyunda giriş seviyesi düşmanları birkaç yumruk ile “Glory Kill” noktasına getirebiliyordunuz ama bu sefer öyle bir şansınız yok. Fakat yumruğunuzun bu sefer başka bir olayı var ve adı “Blood Punch” (Şu ana kadar yazdığım her yetenek isminden bir Heavy Metal grubu ya da şarkı, albüm adı falan olurdu.) Blood Punch siz düşmanlarınızı öldürdükçe dolan bir yetenek. Dolduğu zaman herhangi bir düşmana yumruk attığınızda kendisi bırakın ölmeyi atomlarına ayrılıyor. Bu yetenek giderek güçleniyor ve bir noktada Pinky Demon gibi zırhlı düşmanları bile tek yumrukla indirmenizi sağlıyor. Blood Punch ile ilk oyunun pek de kullanılmayan yumruk mekaniği de oyunun olmazsa olmaz bir parçası haline geliyor.

Oyunun dinamiklerini ciddi şekilde değiştiren bir diğer yenilik ise “Weak Point” sistemi. Bu sistem sayesinde düşmanların neredeyse hepsinin bir silaha ya da bir saldırı yöntemine karşı zayıflığının olması sağlanmış. Bu sistem oyunun mekaniklerini ciddi şekilde değiştirmiş. Zaten inanılmaz hızlı akan bir oyunda bir yandan da hangi düşmanın hangi silahtan ve moddan daha çok etkilendiğini hatırlamak ve buna göre davranmak durumunda kalıyorsunuz. Doom 2016’da cephanesi bitmedikçe silah değiştirme ihtiyacı duymayan bendeniz, bu oyun ile silah seçme menüsünün ustası oldum.

Bunlar dışında oyun, Doom 2016’dan kalan silah modları, Praetor Suit puanları gibi özellikleri koruyor. Bozulmayan şeyi tamir etmemekle doğru olan yapılıp ufak ayarlar ve eklentilerle oyunun daha keyifli olmasını sağlanmış.

Fakat Her Şey Mükemmel Değil…

Başta da değindiğim gibi, oyuna eklenen her yenilik oyunu daha iyi yapmamış ne yazık ki. Bunlardan ilki platform öğeleri. Doom Eternal, Doom 2016’nın tutunup tırmanma ile sınırlı tuttuğu platform öğelerini çeşitlendirmek adına duvarlara tırmanma, barlara tutulup zıplama, zıplama rampaları gibi yenilikler getirmiş. Fakat ne yazık ki bu yenilikler, oyunun geri kalanı kadar cilalanmamış. Mekaniklerdeki sıkıntılar yüzünden pek çok kez kendi hatam olmayan sebeplerle bu bölümleri tekrarlamak zorunda kaldım ki; oyunun checkpoint sisteminin de çok başarılı olmamasından dolayı, çok uzun mesafeleri tekrar tekrar yürümekle de zaman kaybettim bu arada. Platform öğelerinin yanı sıra oyunda bir de yüzme gerektiren birkaç bölüm eklenmiş ki insan ne gereği vardı diye sormadan edemiyor.

Diğer bir eksi ise hikaye. Doom 2016 ile bir miktar temelleri atılan hikaye, Doom Eternal’da üzerinize kamyonla dökülüyor. Sonuç tam bir kaos, sürekli isimler söyleniyor, mekanlar anılıyor, olaylardan bahsediliyor ama hiçbiri, hiçbir anlam ifade etmiyor; çünkü bunların ne olduğu konusunda bir fikriniz olamıyor. Oturup Codex’leri okumama rağmen hala bazı şeylerden tam emin değilim, çünkü anlatım yeterince iyi değil. Normal şartlar altında bunlar bir Doom oyununda çok sorun teşkil etmezdi fakat Doom Eternal, hikayesini inanılmaz ciddiye alıyor, sürekli gözünüze sokuyor, ara sinematiklerle işlemeye çalışıyor ve neticeten başarısız oluyor. Bu noktada “Doom’un bir hikayeye ihtiyacı var mı gerçekten?” diye sordum kendime, kişisel cevabım hiç gereği olmadığı yönünde. Ya da John Carmack’in orijinal Doom için söylediği gibi ; “Oyunda hikaye, porno filmdeki hikaye gibidir. Bir hikayeye sahip olması beklenir ama hikaye hiçbir zaman önemli değildir.”

Doom Eternal inceleme: …Kılıcının Isırığını Tadanlar Ona Şu İsmi Verdiler ; Doom Slayer…

Doom Eternal ufak hataları olan bir şaheser. Oyunun ihtiyacı olmayan ya da yeterince cilalanmamış mekanikler zaman zaman oyunun keyfini düşürse de, oyunun geri kalanı bu eksileri göz ardı etmenize yetiyor. Doom Eternal son zamanlarda yapılmış en iyi FPS oyunlarından bir tanesi ve Doom adını taşımayı sonuna kadar hakediyor. Eğer bu karantina günlerinde oynarken canınıza okuyacak, fiziksel olarak yorulmanızı sağlayacak ama aynı zamanda her dakikasından keyif alacağınız bir oyun arıyorsanız Doom Eternal’ı kaçırmayın.

 

Daha fazla inceleme için sitemizin “İncelemeler” bölümüne göz atabilirsiniz.

Bir önceki yazımız olan Resident Evil 3 İnceleme! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.