Assassin’s Creed Unity inceleme

tarafından
114
Assassin’s Creed Unity inceleme

Assassin’s Creed Unity incelememize başlamadan şunu belirtmeliyim ki , içinde yürümeye bayılacağınız, Paris’in o dönemdeki hareketli dünyasında binalara tırmanıp vazgeçemeyeceğiniz süikastlerle keyif alabileceğiniz bir Assassin’s Creed dünyası. Ancak bize yıllardır sunulan bu klasik dünya, her oyuncunun kendine göre beklentilere bürünmesini ve her Kasımda ancak bir kısmının tatmin olması, diğerlerinin ise ‘’bıktım bu oyundan’’ derken bir taraftan da ‘’belki seneye’’ umutlarıyla dolmasına sebep oldu.

Assassin’s Creed Unity ne yazık ki çıkmasının daha ilk gününde bu iki tip oyuncunun ayrılmasına büyük bir farkla başardı. Sadece görselliğe ve haritanın büyüklüğüne önem verenler Ubisoft’u methiyeler sayarken, oyunu ‘’oynamak’’ isteyenler disklerini kırmaya başladı bile.

Öncelikle bu 30 saatlik oyun içinde ana karakterimiz Arno’yu veya hikayeyi umursamam için hiç bir mantıklı sebep verilmedi. Fransız Devrimi boyunca katı ve ruhsuz bir seyahatim oldu. Neden? Çünkü Unity’de serinin cevaplandırılmamış sorularını ele almak yerine, görselliğe ve teknolojiye boğulmuş bir gösteriyle karşılaşıyoruz.

Elbette Ubisoft’un yeni konsollarının grafik gücünü 18. Yüzyıl Paris’inde kullanması inanılmaz bir deneyim. Her Assassin’s Creed oyununda büyülendiğimiz kadar bunda da bir o kadar etkileniyoruz. Notre Dame’ın tepesinde çıkıp haritamızı senkronize ederken kameranın ikonik olarak etrafı göstermesi görülmeye değer bir şölen.

Paris’in her bölgesinin kendi karakteri ve hikayesi var. Bir bölgede saraylar yer alırken diğer tarafta kanlı devrimciler. Ancak önceki oyunlardan Unity’i ayıran, vatandaşları. Daha önce görmediğimiz o kalabalık devrimin atmosferini yansıtmakta çok başarılı olmuş. 16. Louis ile ilgili bir görevde binlerce insanın arasından geçmek akıllarda kalıcı olmuş.

Teknolojik olarak bu gayet etkileyici ve Paris’in atmosferine geniş katkıda bulunsa da, bir yerden bir yere giderken bu kalabalığa az sinirlenmedim. Oyunun derinlerine doğru da fark ettim ki bir çok figür kendini tekrarlıyor, oyunların acımasız gerçeği. Neyse ki bu bir Assassin’s Creed oyunu. Çatıları tercih edebildiğimiz için çok şanslıyız. Unity’de tırmanmak için daha çok seçenek verilmiş. Ayrıca diğer oyunlarda yaptığımız gibi iniş için öyle rastgele bir yere atlamaktansa, yeni iniş sistemleri entegre edilmiş.

Ancak serinin diğer oyunlarında olan ‘’HAYIR NEREYE GİDİYORSUN’’ diye karakterimize bağırttıran saçma sapan kontroller bu oyunda da var. Unity’de bir anda iç mekana girebiliyorsunuz pencereden. İşin kötüsü bu kontroller sizi o pencereden içeri sokana kadar ağlatıyor, çünkü nedense hep dengesini kaybedip sağa sola zıplıyor Arno. Unity’de gizliliğe çok önem verilmiş. Görevlerin hep gizlice yapılması gerekiyor, ama gizlenmek bu denge kaybından dolayı hem zorlaşıyor, hemde çoğu zaman gizlenip gizlenmediğinizi anlamak hiçte kolay olmuyor.

Hikayeye dönersek, suikastçılar ve templar’lar arası mücadele çabucak unutuluyor. Yani önceki oyunlar gibi kıyasıya süren bir hikaye yok karşımızda. Arno’nun hedefleri alıştığımız intikam senaryosundan farklı. Ama onun koskoca Fransız devriminde Forrest Gump gibi gezmesi baya sinir bozucu. Eğer takan bir oyuncuysanız, Napoleon Bonaparte dahil Unity’deki herkesin Amerikan aksanıyla İngilizce konuştuğunu duyunca biraz daha sinirlenebilirsiniz.

Bunun üstüne Arno’nun hiçbir suikast yeniliği getirmemesi, savaşları önceki oyunlarla birebir aynı kılıyor. Hatta çok daha zor. Düşmanlar sizi kilometreler öteden fark edebiliyor. Ama gaz bombası atıp ucuz başarılar elde edilebiliyoruz.

Neyse ki görevler genelde güzel. Özellikle yan görevler çok eğlenceli. Parizyen mit ve efsaneler arasında koşturmak, Madame Tussaud için kopmuş baş toplamak gibi acayip görevler olabiliyor.

Animus-dışı görevler hiç yok gibi bir şey. 18. Yüzyıl Paris’inden çıktığımız oluyor ve bunların ne olduğunu burada sizlere söyleyemeyeceğim. Bu çıktığımız zamanlar bence eğlenceliydi ama biraz radikal bir değişim olduğundan herkes beğenmemiş olabilir.

Her sequence’ı bitiren görevler inanılmaz keyifli. Çünkü istediğiniz şekilde hedefe ulaşabiliyorsunuz. Mesela düşmanınız iyi korunaklı bir katedralin içindeyse ona ulaşabilmek size kalmış. İsterseniz anahtar çalıp yan kapıdan girebilirsiniz, ister katedrali tırmanıp açık bir pencereden içeriye girebilirsiniz, kuyulardan giriş yapabilirsiniz, ya da bodoslama muhafızlara dalabilirsiniz. Bu esneklik oyunculara keyif veriyor.

Değişiklikler denedikçe Creed Point kazanıyorsunuz ve bu puanları silah ve zırhlarınızı upgrade için harcayabiliyorsunuz. Unity’nin belki de seriye kattığı en iyi şey, karakter özelleştirme becerisi. Para ve Creed Pointler çok zor bulunuyor, böylece hangi silahı satın alacağınıza, hangi zırhı geliştireceğinize, ve hangi becerileri açacağınıza karar vermek baya vaktimi alıyor.

Arno’nun 15 saatlik deneyimi sadece yalnız oynanabilse de, kooperatif olarak oynanması önerilen bir ton görev var. İki kişilik görevler genelde iyi bir iletişim gerektiriyor çünkü en ufak bir hata sizi kaosa sürükleyebilir. Bir arkadaşla oynamak her zaman eğlenceli tabi ki (ah multiplayer neredesin), her ne kadar çoğu görev bizi gizlenmeye teşvik edip de fark edilince şehirdeki her canlıyı öldürsek de…

4 kişilik kooperatif görevlerde, bir kişinin ölmesi bütün takımın yenilmesi anlamına geliyor. Yani takım arkadaşlarınızı gözetmek size düşüyor. Görevin sonunda verilen ödüller (para ve özelleştirmeler) kişisel performansınıza göre dağıtılıyor. Böylece ya arkadaşınıza yardım edeceksiniz, ya da kendi performansınızı arttırmaya bakacaksınız. Bu da büyük problem oluşturuyor, çünkü maalesef oyun arkadaşlarınızı beklemeye ya da yardım etmeye dair hiç bir destek sunmuyor. Bununla beraber kooperatif oyunun en büyük dezavantajı inanılmaz lag olması.

Assassin’s Creed Unity inceleme yazımızda sonuç olarak, Assassin’s Creed Unity son teknoloji konsolları kullanarak oyuna harika görseller ekledi, ve ‘’co-op’’ adlı yeni bir multiplayer bakış açışı getirdi. Ancak bunları yaparken problemleri çözmek yerine daha çok problem oluşturarak oyuncuları delirtmeyi başardı. Mekan harika, özelleştirme tatmin edici, multiplayer iddialı ama kuvvetli bir ana karakterin ve Assassin’s Creed dünyasının açıklanma eksikliği, Unity’nin heyecanını yitirmesine sebep oluyor. Yeni konsollar için gelen ilk Assassin’s Creed büyüleyici, eğlenceli ve serinin devamının nasıl olacağı hakkında güzel bir örnek, ama devrim niteliğinde değil.

Bir önceki yazımız olan Deus Ex: Mankind Divided Oyun İncelemesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.